TİP Kartal İlçe Başkanı Volkan Şahin: Sandık tek başına çözüm değil biz örgütlü mücadeleye inanıyoruz
Türkiye İşçi Partisi (TİP) Kartal İlçe Başkanı Volkan Şahin, ülke gündeminden barınma krizine, eğitimde yaşanan sorunlardan yerel yönetimlere kadar birçok başlıkta değerlendirmelerde bulundu. Toplumsal sorunların çözümünün yalnızca seçimlere sıkıştırılmaması gerektiğini belirten Şahin, “Biz örgütlü mücadeleye, kolektif mücadeleye ve halkın örgütlü birlikteliğine inanıyoruz” dedi.
Türkiye İşçi Partisi Kartal İlçe Başkanı Volkan Şahin ile bir araya gelerek Türkiye’deki siyasi ve ekonomik gelişmeleri, basın üzerindeki baskıları, eğitim ve barınma sorunlarını ve Kartal’ın yerel gündemini konuştuk.
Yaşanan sorunların birbirinden bağımsız değerlendirilemeyeceğini savunan Şahin, yurttaşların iş yerlerinden sokaklarına kadar hayatın her alanında bir araya gelmesi gerektiğini söyledi. Kartal’da önümüzdeki dönemde mahalle çalışmalarını artıracaklarını belirten Şahin, sorunları yurttaşlarla birlikte tespit ederek ortak çözümler için mücadele edeceklerini ifade etti.
“Yaşananların birbiriyle bağlantısını görmek gerekiyor”
Ülke gündemindeki gelişmeleri değerlendirirken fon dolandırıcılığı, gözaltı ve tutuklamalara, televizyon kanallarına yönelik kayyım atamalarına ve şiddetli yağışların ardından yaşanan can kayıplarına değinen Şahin, bu gelişmelerin toplumda giderek olağan karşılanmaya başladığını söyledi.
Her biri ayrı ayrı toplumsal tepki yaratması gereken olayların haftalık rutinin parçası hâline geldiğini belirten Şahin, şöyle konuştu:
“Aklımıza mukayyet olmamız gerekiyor. Bunun için de yaşananların hiçbirinin tesadüf olmadığını, birbiriyle bağlantılı olduğunu görmemiz gerekiyor. Bizi düzen muhalefetinden ayıran şey, olan bitene bütünlüklü bakabilmemiz.”
Dünyanın farklı ülkelerindeki sağ ve otoriter siyasetlere dikkat çeken Şahin, bu eğilimi kapitalizmin yaşadığı ekonomik, siyasi ve ekolojik krizlerle ilişkilendirdi. Farklı ülkelerdeki yönetimlerin, işçi sınıfının uzun yıllar süren mücadelelerle kazandığı hakları hedef aldığını ifade etti.
Seçme ve seçilme hakkından sekiz saatlik iş gücüne, sosyal güvenlikten kamusal eğitim ve sağlığa kadar birçok kazanımın aşındırıldığını belirten Şahin, yabancı düşmanlığının, LGBT karşıtlığının ve erkek egemen söylemlerin de bu siyasetin ortak unsurları olduğunu ifade etti.
“Asgari ücret genel ücret hâline geldi”
Türkiye’deki gelişmelerin dünyadaki bu eğilimden bağımsız olmadığını savunan Şahin, mevcut düzenin sermayenin kârını artırmaya yönelik işlediğini dile getirdi.
Çalışma koşullarına, ücretlere ve kamu hizmetlerine ilişkin eleştirilerde bulunan Şahin, “İnsanlar on, on iki saat çalışmak zorunda kalıyor. Asgari ücret genel ücret hâline gelmiş durumda. Eğitimin içi boşaltılıyor, nitelikli sağlık hizmetine erişim zorlaşıyor. ‘Paran varsa özele git’ deniliyor. Bu ülkeyi yöneten piyasacı anlayıştan kurtulmamız gerekiyor” dedi.
Böyle bir düzenin ancak toplumun örgütsüzleştirilmesiyle sürdürülebileceğini savunan Şahin, derneklerin, sendikaların ve dayanışma yapılarının önemine dikkat çekti. İnsanların birbirinden koparıldıkça haklarını savunmakta zorlandığını belirtti.
“Topluma baskıyla sınır çiziliyor”
Siyasi faaliyetlere ve basına yönelik müdahaleleri de değerlendiren Şahin, iktidarın kabul ettiği sınırların dışında siyaset yapanlara baskı uygulandığını açıkladı.
Halk TV ve TELE1’e yönelik kayyım atamalarını bu çerçevede değerlendiren Şahin; Murat Ağırel, İsmail Saymaz, Timur Soykan ve Bahadır Özgür’ün karşı karşıya kaldığını belirttiği adli süreçleri de basın üzerindeki baskının örnekleri olarak gösterdi.
Gözaltı, tutuklama ve kayyım uygulamalarıyla topluma mesaj verildiğini ileri süren Şahin, yaşananları “baskı ve sansür” olarak nitelendirdi.
“İstanbul’un betonlaştırılmasına kader deyip geçemeyiz”
Şiddetli yağışlar sonrasında yaşamını yitiren yurttaşların ailelerine başsağlığı dileyen Şahin, yaşananların yalnızca iklim kriziyle açıklanamayacağını söyledi.
İklim krizinin oluşumunda sermayenin kâr odaklı faaliyetlerinin etkili olduğunu savunan Şahin, İstanbul’daki yapılaşma politikalarının da kentin ekolojik dengesini bozduğunu ifade etti.
Kuzey Ormanları’ndaki katliama ve betonlaşmaya dikkat çeken Şahin, “İstanbul’u betonlaştırıp ekolojik dengeleri altüst ettikten sonra buna kader deyip geçemeyiz. Ortada sorumsuzluk var. Rantı ve talanı esas alan bir düzen var” diye konuştu.
“Konut, yatırım aracı olarak kullanılıyor”
Barınma krizine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şahin, okuduğu bir veriye göre İstanbul’da 225 bin boş konut bulunduğunu belirtti. Çok sayıda konutun boş tutulduğu bir kentte yurttaşların yüksek kiralarla mücadele etmesini eleştirdi.
Konutların yatırım amacıyla biriktirildiğini, büyük şirketlerin de bu alana yöneldiğini ifade eden Şahin, barınma sorununun yalnızca kiracı ile ev sahibi arasındaki anlaşmazlıklar üzerinden ele alınamayacağını söyledi.
“Konut çok açık biçimde bir yatırım aracı olarak kullanılıyor. Ev satın almayı bir kenara bırakın, kirayı karşılamakta zorlanıyoruz. Sonra kendimizi ev sahibiyle karşı karşıya buluyoruz. Ancak mesele yalnızca ev sahibi ya da emlakçı meselesi değil” diyen Şahin, barınmanın toplumsal bir hak olarak savunulması gerektiğini belirtti.
Kiracıların dayanışma ağları, dernekler veya benzeri yapılar aracılığıyla bir araya gelmesinin önemine değinen Şahin, haksızlığa uğrayan hiçbir kiracının kendisini yalnız hissetmemesi gerektiğini vurguladı.
“Sandık bir sonuç olabilir, fakat tek başına çözüm değildir”
Ekonomik ve toplumsal sorunların yalnızca iktidarın seçimle değişmesine bağlanmasını eleştiren Şahin, seçimlerin önemini kabul etmekle birlikte mücadelenin sandığa indirgenemeyeceğini söyledi.
Siyasi baskılara, belediyelere yönelik operasyonlara ve tutuklamalara karşı toplumsal tepki gösterilmesi gerektiğini belirten Şahin, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sürekli sandığı işaret eden siyaset tarzını eleştiriyoruz. Sandık tek başına bir çözüm değil. Evet, sandık bir sonuç olabilir fakat çözüm değildir. Biz örgütlü mücadeleye, kolektif mücadeleye ve halkın örgütlü birlikteliğine inanıyoruz.”
Üniversite öğrencilerinin de barınma, geçim ve eğitim sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu ifade eden Şahin, öğrencilerin çalışmak zorunda kaldığını, üniversite yönetimlerinin öğrenci kulüpleri üzerindeki müdahalelerinin de örgütlenme imkânlarını daralttığını belirtti. Öğrenci sendikası girişimlerini, ortak sorunlar etrafında bir araya gelme çabasının örneklerinden biri olarak değerlendirdi.
“Bir öğün yemek kampanyasına yeniden başlayacağız”
TİP’in okullarda bir öğün ücretsiz yemek talebiyle yürüttüğü kampanyaya yeniden başlayacağını açıklayan Şahin, İstanbul’un birçok ilçesinde okul önlerinde imza topladıklarını ve velilerle buluştuklarını söyledi.
Ekmek ve Gül ile VELİ-DER’in de bu alandaki çalışmalarına değinen Şahin, farklı kurumların aynı talep etrafında mücadele etmesini değerli bulduklarını belirtti.
Millî Eğitim Bakanlığının okullarda yemek verilmesine ilişkin bir anket başlattığını ifade eden Şahin, bunu taleplerin gündemde tutulmasının önemine örnek gösterdi. “Yapılan hiçbir şey boşuna değil. Önemli olan haklarımız ve taleplerimiz. Bunları gündeme getiren de mücadelemiz” dedi.
Yapılan hesaplamalara göre bütçenin yüzde 1,5’iyle okullardaki yemek sorununun çözülebileceğini açıklayan Şahin, aynı oranda ek kaynakla temizlik ve güvenlik ihtiyaçlarının da karşılanabileceğini ifade etti. İktidarın bütçe tercihlerine tepki gösteren Şahin, büyük şirketlerin silinen vergi borçlarına dikkat çekti.
“Okul güvenliği yalnızca güvenlik önlemleriyle sağlanamaz”
Okullarda yaşanan saldırılara da değinen Şahin, sorunun veliler, öğretmenler ve öğrencilerin katılımıyla, çocukların psikolojik ve sosyal koşulları dikkate alınarak tartışılması gerektiğini söyledi.
Çocukların yaşadığı ekonomik ortamın, eğitimin içeriğinin ve sosyal ilişkilerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Şahin, okullarda güvenlik önlemleri alınmasının tek başına yeterli olmayacağını vurguladı.
Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) uygulamasını da eleştiren Şahin, çocukların çalışma yaşamında korunmadığını savundu. Velilerin ve öğretmenlerin beslenme, temizlik ve güvenlik talepleri etrafında bir araya gelmesi gerektiğini ifade etti.
“Kartal’ın yolları ne olacak?”
Yerel yönetimlerde yurttaşların karar süreçlerine katılımının sınırlı kaldığını belirten Şahin, siyasetin yalnızca aday belirleme ve oy verme sürecinden ibaret görülmesini eleştirdi.
Belediye meclislerinin halkın gündelik sorunlarına daha fazla odaklanması gerektiğini ifade eden Şahin, Kartal’daki yol sorunlarına dikkat çekti:
“Kartal’ın yolları ne olacak? Aracı olanlar bilir; insanlar altı ayda bir araçlarının alt takımı için sanayiye mi gitsin? Biz en başta kendi sokağımızdaki çukurdan başlayalım diyoruz. Seçim zamanı ilgileniliyor, sonra unutuluyor.”
Yerel siyasetin engelli yurttaşların erişilebilirlik sorunlarını, çocukların okul sonrasındaki bakım ihtiyacını ve çalışan ailelerin yaşadığı güçlükleri de kapsaması gerektiğini söyleyen Şahin, bu başlıkların mahallelerde birlikte ele alınmasını istedi.
“Kreşler bütün çocukları kapsamalı ve ücretsiz olmalı”
Kartal Belediyesi ile İstanbul Büyükşehir Belediyesinin kreş çalışmalarını olumlu bulduklarını belirten Şahin, mevcut kapasitenin yeterli olmadığını düşündüklerini söyledi.
“Bunun hakkını yemeyelim, kreş yapılıyor. Fakat bir mahalledeki kreşin, o mahalledeki bütün çocukları kapsayabilecek kapasitede ve ücretsiz olması gerektiğini düşünüyoruz” diyen Şahin, kreş ihtiyacının ortak bir toplumsal talep hâline getirilmesi gerektiğini ifade etti.
Kadınlar için güvenli kent talebine de değinen Şahin, sokak aydınlatmalarından toplu taşıma durakları ile evler arasındaki güzergâhlara kadar birçok noktada yerel yönetimlerin sorumluluk taşıdığını söyledi. Yurttaşların bu ihtiyaçları birlikte belirleyerek çözüm talep etmesi gerektiğini vurguladı.
“Mücadelede öne çıkan temsilcilerimizi meclise gönderebiliriz”
Mahallelerde yürütülen ortak mücadelenin, yurttaşların kendi temsilcilerini belirlemesinin de önünü açabileceğini söyleyen Şahin, seçimlerin bu katılım üzerine kurulması gerektiğini belirtti.
“Kartal’ın sorunlarını bilen, bu mücadelelerde öne çıkan arkadaşlarımızı belediye meclisine gönderebiliriz. Seçim ancak böyle anlamlı olabilir” diyen Şahin, sürekli stratejik oy tartışması yapılırken siyasi alternatiflerin gözden kaçırılmaması gerektiğini belirtti.
Seçim mevzuatına ilişkin belirsizlikler nedeniyle bugünden seçim ittifaklarına dair kesin değerlendirme yapmanın güç olduğunu ifade eden Şahin, ilkesel tutumlarını ise “Saray rejiminin karşısında duran, onunla uzlaşmayan ve onu değiştirmek isteyen herkesle ortak mücadele edeceğiz” sözleriyle açıkladı.
“Kartallı yurttaşlarımız bizi sokakta daha fazla görecek”
Örgütlenmenin gündelik hayatın doğal bir parçası olduğunu anlatan Şahin, Kartal’daki yöre derneklerini örnek gösterdi. İstanbul’a göç eden kuşakların dayanışma sayesinde hem kültürlerini koruduğunu hem de geldikleri yerlerle bağlarını sürdürdüğünü belirtti.
Önümüzdeki dönemde mahalle ve sokak çalışmalarını artıracaklarını açıklayan Şahin, şöyle konuştu:
“Seçime dayalı bir siyaseti kabul etmediğimiz, siyasetin bugün ve burada kurulması gerektiğini düşündüğümüz için daha fazla sokağa çıkacağız. Komşularımızın kapısını çalacağız. Sorunlarını dinleyeceğiz; bunların zaten ortak sorunlarımız olduğunu göreceğiz ve birlikte nasıl çözebileceğimizi konuşacağız.”
TİP’li emeklilerin ve kadınların da pazarlarda, meydanlarda ve mahallelerde daha görünür olacağını belirten Şahin, daha aktif bir ilçe örgütü hedeflediklerini söyledi. Bu çalışmayı Kartal halkı ve dost kurumlarla birlikte büyütmek istediklerini ifade etti.
Sendikal örgütlenme çağrısı
Söyleşinin sonunda sendikal mücadelenin önemine değinen Şahin, çalışanlara e-Devlet üzerinden iş kollarını ve bu iş kollarında faaliyet gösteren sendikaları inceleme çağrısında bulundu.
Herkesin bir sendikaya üye olması gerektiğini düşündüklerini belirten Şahin, bazı sendikalara yönelik eleştirilerin örgütlenmeden uzak durmanın gerekçesi olamayacağını söyledi.
Şahin, “Sendikalardaki sorunları biliyoruz. Ancak bu, örgütlenmeyeceğimiz veya sendikalı olmayacağımız anlamına gelmiyor” dedi.
HÜSEYİN BATUHAN EYİNÇ