İYİ Parti Kartal İlçe Başkanı Önder Karakelle: Vatandaşlık haklarıyla ilgili büyük bir sorunumuz var
İYİ Parti Kartal İlçe Başkanı Önder Karakelle, ABD Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack’ın Türkiye üzerinde ki açıklamalarından, AKP ve MHP’nin başlatmış olduğu çözüm sürecine, Kürt sorunundan, yaklaşan seçimlere ve Kartal’ın sorunlarına dair açıklamalarda bulundu. Karakelle, ”Ben ülkede etnik kimliğe dayalı bir sorun olduğunu düşünmüyorum. Bu ülkede evet sorunlar var. Hatta vatandaşlık haklarıyla ilgili büyük bir sorunumuz var” dedi.
Türkiye’de siyaset gündeminin öne çıkan başlıkları, Orta Doğu’daki gelişmeler ve yeniden tartışılmaya başlanan çözüm süreci, yönetim modeli ve seçim tartışmalarıyla birlikte yeni bir boyut kazandı. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Türkiye’nin yönetim biçimine ilişkin açıklamaları kamuoyunda tepki çekerken, iktidarın çözüm süreci söylemleri de farklı kesimlerin değerlendirmelerine konu oldu.
Bu kapsamda, Cumhuriyet rejimi, üniter devlet yapısı, Kürt sorunu, muhalefetin birlik arayışı ve Kartal’daki yerel siyasi dengeler üzerine görüştüğümüz İYİ Parti Kartal İlçe Başkanı Önder Karakelle, gündeme ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu.
– ABD Türkiye Büyükelçisi Tom Barrack, Türkiye’nin yönetim biçiminin monarşi olması gerektiğini savunmuştu. Siz de buna karşılık sosyal medyadan bir açıklama yapmıştınız. Sizden tekrar bu söylemleri değerlendirmenizi istiyoruz. Tom Barrack’ın açıklamaları hakkında ne düşünüyorsunuz?
– Orta Doğu halklarının mühendislik çalışmalarıyla paramparça edilmesine Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak karşıyım. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda nasıl yönetileceğine milletiyle karar vermiştir. Verilen Millî Mücadele sonrası üniter yapısını kurarak, ulus devlet yapısını inşa ederek tüm dünyaya göstermiştir. Tom Barrack, bölgenin şefi gibi ağzına geleni söylüyor. Kimse bizim ülkemizin iç işlerine karışamaz. Ben bunu genç bir siyasetçi olarak hakaret sayarım. Türkiye, herkesin ağzına geleni söyleyebileceği bir ülke değildir.
Bizler Millî Mücadele’yle beraber Cumhuriyet rejimini seçmişiz ve bunda karar kılmışız. Cumhuriyet’ten vazgeçecek değiliz. Mustafa Kemal ve arkadaşlarının bizlere miras bıraktığı rejime sahip çıkacağız. Bu konuda kararımız ve tavrımız nettir.
– ABD ve ortaklarının Orta Doğu stratejileri sonrasında Türkiye’de inşa edilmeye başlayan çözüm süreci hakkında ne düşünüyorsunuz?
– İktidar ne zaman barış, demokrasi, hukuk diyorsa ömrünü uzatacak yeni hamleler doğuruyor demektir. Geçmişte de “Yetmez Ama Evet” diyenler vardı. AKP o zamanlarda liberalleri kullanmıştı. Şimdi de kullanmak için yeni aparat arayışında ve elinden geleni de yapıyor açıkçası.
ABD’nin istediği şu: Orta Doğu ülkelerinin yönetimi tek adam şeklinde olsun. Yargı olmasın, bürokrasi olmasın, eğitim olmasın, okuma olmasın. Yani kısacası demokrasinin kırıntısı olmasın. Kendi çıkarlarını koruyacak bir diktatör olsun.
Çözüm sürecini de bundan bağımsız değerlendirmiyorum. Tom Barrack’ın Türkiye üzerindeki “monarşi” söylemlerini bunun bağlayıcısı olarak görüyorum. AKP iktidarı da Türk milletinin nabzını bildiği için bunu sürekli barış, demokrasi, çözüm diyerek yürütüyor. Bu sefer de itiraz edenleri şeytanlaştırıyor.
Her şeyi geçtim, samimi değiller. Taraflardan biri 50 bin insanın kanına girmiş, çocuk, kadın, bebek demeden katletmiş bir terörist. Bir öteki ise daha bundan iki sene önce hem terörist başına hem de yasal uzantılarına demediğini bırakmamış, hatta onların yanında kimi görse lanetlemiş birisi. Ne gerçekçi bir süreç ne de samimi bir siyaset.
– Peki, Kürt sorunu hakkında ne düşünüyorsunuz?
– Ben ülkede etnik kimliğe dayalı bir sorun olduğunu düşünmüyorum. Bu ülkede, evet, sorunlar var. Öncelikle vatandaşlık haklarıyla ilgili büyük bir sorunumuz var. Hukuk sorunumuz var, demokrasi sorunumuz var, gelir dağılımıyla ilgili sorunlar var. Bütün bu sorunlar vatandaşlarımızın ortak sorunu. Laz’ın sorunu, Kürt’ün sorunu, Hemşinlinin sorunu, Çerkes’in sorunu bu ülkede ortaktır. Çözüm noktası da bellidir. Üniter yapı çatısı altında beraber tüm sorunları çözeriz.
Ülkede barış olsun, demokrasi olsun; bizim buna karşı herhangi bir söylemimiz yok. Tek sorun, etnik bir sorun varmış gibi yansıtılması. Eğer bunu kabul edersek hata yapmış oluruz. İktidarın isteğini yerine getirmiş oluruz.
– Son zamanlarda seçim konusu açılmaya başlandı. Hem Erdoğan hem de yakın çevresi söylemlerde bulundu. Akın Gürlek de “Erdoğan’ın yeniden seçilmesi için seçim yapacağız” dedi. Bunlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
– Bunlar Türkiye’yi muasır medeniyetler seviyesine çıkaracağına, geriye götürüyorlar. Biz yıllar önce demokrasiyi seçmişiz, Cumhuriyet’i seçmişiz. Bizim bu oyunlar karşısında tarafımız belli.
Bizim Genel Başkanımız, “Bütünleşik Muhalefet” adı altında partilerin kendi ilkelerini koruyarak bütünleşmesi gerektiği konusunda söylemlerde bulunuyor. Partilerin kendi öz benliklerini koruyarak belli hedefler doğrultusunda ortak mücadele edebileceğini ifade ediyor. Bizler bunu değerli buluyoruz. Hepimizin ortak bir hedefi var, bunu da herkes biliyor. Sonuca odaklanmalıyız. Hasan Cemal’in bir lafı vardır: “Birleşmezsen dayak yersin.” Yani birleşmek zorundayız. Bütün muhalifleri, bütün demokratları, bütün sosyalistleri, solcuları ve sağcıları iktidar karşısında birleşmeye davet ediyorum.
– Son olarak Kartal’a dair söyleyecekleriniz var mıdır? Malum, Gökhan Yüksel butlancıların arasında kalmayı seçti. Kendisine oy veren büyük bir çoğunluk tarafından hayretle karşılandı bu tutumu. Yerel seçimlerde neler görürüz sizce?
– Kartal’da kartlar yeniden dağıtıldı. İddialı bir seçim süreci gerçekleştireceğiz. Güçlü bir oluşumla, güçlü bir yönetim ordusuyla adım adım yürüyoruz. Seçim döneminde seçime hazırlanmayı biz yanlış buluyoruz. Yönetime geldiğimiz ilk günden beri çalışmalarımız devam ediyor. Alanlara iniyoruz, milletin dertlerini dinliyoruz. Kendi aramızda çözüm odaklı toplantılar yapıyoruz. Sürekli neler yapabileceğimizi konuşuyoruz. Güçlü bir adayla dengeleri değiştireceğiz ya da güçlü bir adayın yanında olacağız.
Şu an Kartal’da iyi gitmeyen çok şey var. Yanlış giden şeyler oldukça fazla. Yeni dönemde düzenlemeler yapılması gerekiyor. Günü geldiğinde yerelle ilgili birçok hesabın kitabın içinde olacağız. Güçlü bir şekilde yürüteceğiz bu süreci.
Dengeler çok değişti. Biz de bunlara yönelik her şeyin bilincinde hareket edip işin en doğrusunu, en mantıklısını yapacağız.
HÜSEYİN BATUHAN EYİNÇ